Muhammed Zuhdu(K.S.)

Muhammed Zuhdu

Muhammed Zuhdu

Decrease Size Reset font to default Increase Size


Hadis-i Şerif

Beş vakit namaz, bir cuma namazı diğer cuma namazına, bir ramazan diğer ramazana hep kefârettirler. Büyük günah irtikab edilmedikçe aralarındaki günahları affettirirler.

Kıyamet Alametleri

Muhammed Zühdü Slide


Muhammed Zuhdu
KIYAMET VE AHİRET Yazdır e-Posta

Kabrde ölüler dört hâlde bulunur. Ba’zısı ökçesi üzere oturur.

Gözü dagılıp, bedeni sisip, cismi toprak oluncaya kadar bu hâlde

kalır. Sonra rûhu, dünyâ gögünden baska melekût âlemini dolasır.

Ba’zısına cenâb-ı Hak bir uyku verir. Birinci sûra kadar ne oldugunu

bilmez. Birinci sûrda uyanır, sonra yine ölür.

Ba’zısı kabrinde iki ay kadar yâhud üç ay kadar durur. Sonra

rûhu bir Cennet kusu üzerine biner, kus onu Cennete kadar uçurur.

Devamını oku...
 
İtikad Manzumesi Yazdır e-Posta

1.BEYT

Hudâ Rabb'im Nebim hakka Muhammeddir

Rasûlullah

Hem İslam dînidir dînim kitâbımdır Kelâmullah

Hudâ Rabb'imdir, Peygamberin Muhammed

Rasûlullahtır. (sallallahu aleyhi ve sellem)

Dînim, İslam dînidir. Kitabım Allah'ın kelâmıdır.

2.BEYT

Akâid içre Ehli Sünnet oldu mezhebim cem'â

Amelde bu Hanîfe mezhebidir mezhebim vallah

İtikadlar içerisinde gittiğim yol, Ehli Sünnet

velCemaat mezhebidir. Doğrusu o haktır.

Amelde ise Ebû Hanîfe rahimehullah'ın görüşleri

mezhebimdir. Buna Allah'a andederim.

Devamını oku...
 
İSLAM ESASLARI Yazdır e-Posta

Bir kimsenin, Islam esaslarına uymasi için mükellef olması gerekmektedir. Mükellef, sorumlu olan demektir. Bu sorumluluk müslüman olmak yani şahadeti söylemek, akıllı olmak ve bülug çağına ermekle gerçekleşir.
Müslüman olmayan kimse Islamın esaslarıyla mükellef değildir. O ebedi azab yurdu olan cehenneme doğru yoluna devam etmektedir.
Yüce Allah'ın akıl nimetini alarak iyiyi kötüden ayırma yetenegi vermediği kişiler de (deliler ve akıl hastaları) mükellef değildirler.
Büluğ çağına ermek de kişinin kendi cinsiyetini ve şahsiyetini anlaması, dolayısıyla, düzgün hareket etmesi demektir. Bu, erkeklerde oniki ile onbeş, kızlarda dokuz ile onbeş yaş arasında değişir. Bu yaşlar içinde ergenlik yaşına gelmemiş bile olsa mükellefiyet başlar.

Devamını oku...
 
Bir kefenden başka ne var üstünde Yazdır e-Posta

Bitti yolculuğun işte son durak
getirdiler seni başlar üstünde
ne idin ne oldun kalk haline bak
bir kefenden başka ne var üstünde

Ne Vicdan tanıdın nede Dinini
doyurmak istedin sen hep nefsini
hatta söyle yokla kendi kendini
bir kefenden başka ne var üstünde

Devamını oku...
 
PEYGAMBER EFENDİMİZİN MUCİZELERİ Yazdır e-Posta

MU'CİZELERİ

Hz. Muhammedin (sav) Allahın Peygamberi olduğunu açıklayan şâhidler sayılamayacak kadar

çoktur . Allahü Hak teâlâ , "Sen olmasaydın , hiçbir şeyi yaratmazdım " buyurdu . BÜTÜN varlıklar , Allahın

varlığını , birliğini gösterdikleri hazırsındır , Hz. Muhammedin peygamber olduğunu ve üstünlüğünü de göstermektedirler .

Ümmetinin Evliyâsında Hasil olan kerâmetler , hep Onun mu'cizeleridir . Çünkü , kerâmetler ,

Ona Tabi olanlarda , Onun izinde gidenlerde Hasil olmaktadır . Hatta , BÜTÜN Peygamberler , Onun ümmetinden

Olmak istedikleri Click , daha dogrusu , hepsi Onun nurundan yaratıldıkları Click , Onların mu'cizeleri

de Muhammed aleyhisselâmın mu'cizelerinden sayılır . Muhammed aleyhisselâmın mu'cizeleri , Zaman

bakımından UCE ayrılmıştır : Birincisi Mubarek ruhu yaratıldığından başlayarak Peygamberliğinin bildirildiği

( bi'set ) zamanına kadar olanlardır . İkincisi , bi'setden vefâtına kadar olan Zaman içindekilerdir . Üçüncüsü ,

vefâtından kıyâmete kadar Olmuş ve olacak şeylerdir . Bunlardan birincilere , ( irhâs ) ya'nî , başlangıçlar

denir . Her Biri de ayrıca , görerek Tense'lerde görmeyip Akil ile anlaşılan mu'cizeler Olmak üzere ikiye

ayrılırlar . BÜTÜN mu'cizeler o kadar çokdur ki , sınırlamak , saymak mümkün olmamıştır . İkinci kısımdaki

mu'cizelerin üçbin kadar oldugu bildirilmiştir . Bunlardan meşhûr olan kırküç adedi aşağıdadır .

Devamını oku...
 
GAVS-ÜL A'ZÂM ABDÜLKÂDİR GEYLÂNÎ H.Z. Yazdır e-Posta

Güney Azerbaycan'ın Geylân şehrinde 1078 (H.471)de doğdu. Künyesi, Ebû Muhammed'dir. Muhyiddîn, Gavs-ül-a'zam, Kutb-i Rabbânî, Sultân-ul-evliyâ, Kutb-i a'zam gibi lakabları vardır. Babası Ebû Sâlih bin Mûsâ Cengîdost'tur. Hazret-i Hasanın oğlu Hasan-ı Müsennâ'nın oğlu Abdullah'ın soyundandır. Annesinin ismi Fâtıma, lakabı Ümm-ül-hayr olup seyyidedir. Bunun için Abdülkâdir Geylânî, hem seyyid, hem şerîfdir. Hazret-i Hüseyin'in evladına seyyid, hazret-i Hasan'ınkine şerîf denir. Abdülkâdir Geylânî 1166 (H.561)'da Bağdad'da vefât etti. Türbesi Bağdad'dadır.Fıkıh ve hadîs ilimlerinde müctehid idi. Kâdiriyye tarîkatının kurucusudur. Orta boylu, zayıf bünyeli, geniş göğüslü, ilm için vefâkârlıkta emsâli az bulunur bir velî idi.

Abdülkâdir Geylânî daha doğmadan, ilerde büyük bir zât olacağına dâir alâmetler, işâretler görülmüştü. Babası rüyâsında Rasulullah efendimizi sallallahü aleyhi ve sellem, Eshâb-ı kirâmı radıyallahü anhüm ve evliyâyı gördü. Rasulullah efendimiz kendisine; "Ey Ebû Sâlih! Allah bu gece sana kâmil, olgun ve derecesi yüksek bir erkek evlâd ihsân etti. O benim oğlum ve sevdiğimdir. Evliyâ arasında derecesi yüksek olacak." buyurdu. Doğduktan sonra da hâlleri ile dikkatleri çekti. 

Abdülkâdir Geylânî on sekiz yaşında Bağdat'a geldi. Buradaki âlimlerden ders almak sûretiyle hadîs, fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde yetişti. Fıkıh ilmini; Ebû Hattâb Mahfûz, Ebü'l-Vefâ Ali bin Ukayl, Ebû Hüseyin bin Kâdı Ebû Ya'lâ gibi fıkıh âlimlerinden öğrendi. Hadîs ilmini; Hasan-i Bâkıllânî, Ebû Saîd Muhammed bin Abdülkerîm, Ebû Gânim Muhammed bin Muhammed, Ebû Bekr Ahmed bin Muzaffer, Ebû Câfer, Ebû Kasım bin Ali, Ebû Tâlib Abdülkâdir, Ebû Bekr Hibetullah ibni Mübârek, Ebü'l-İzz Muhammed bin Muhtar, Ebû Nasr Muhammed, Ebû Gâlib Ahmed, Ebû Abdullah Yahyâ gibi hadîs âlimlerinden öğrendi. Tasavvuf ilmini ise; Şeyh Ebû Saîd Mahzûmî ile Hammâd-i Debbâs'tan almıştır.

İlim tahsilini tamamlayıp yetiştikten sonra, vaâz ve ders vermeye başladı. Hocası Ebû Saîd Mahzûmî'nin medresesinde verdiği ders ve vaâzlarına gelenler medreseye sığmaz sokaklara taşardı. Bu sebeple,Bağdad halkının yardımlarıyla çevresinde bulunan evler de ilave edilmek sûretiyle medrese genişletildi. 

Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Son >>

Sayfa 3 > 5

Muhammed Zühdü (K.S)

Ahmed-i Müştaki

E-Kart

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBu Gün45
mod_vvisit_counterDün38
mod_vvisit_counterBu Hafta83
mod_vvisit_counterBu Ay1327
mod_vvisit_counterToplam186751

Hadis-i Şerif

1- Ebû Mûsâ (r.a.) anlatıyor: Bir seferde Peygamber (s.a.s.) ile beraberdik. Cemaat, yüksek sesle tekbir almaya başladılar. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu:  "Ey insanlar! Kendinize acıyın; siz ne sağıra duâ ediyorsunuz; ne de bir gâibe! Muhakkak siz işiten yakın bir zâta duâ ediyorsunuz ki, o sizinle beraberdir." Ebû Mûsâ: "Ben onun arkasındaydım ve 'lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur' diyordum. Bunun üzerine de: "Ey Abdullah bin Kays! Sana cennet definelerinden bir define göstereyim mi?" dedi. Ben: "Hay hay yâ Rasûlallah!" dedim. 'Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur' de!" buyurdu. (Müslim, Zikir 44, hadis no: 2704)

2- "Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Onları kim ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever." (Müslim, Zikir 5, hadis no: 2677) Diğer rivâyet şöyledir: "Gerçekten Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Bir müstesnâ yüz isim! Bunları kim sayarsa cennete girer." (Müslim, Zikir 6, hadis no: 2677)

3-"Sübhânallahi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllahu vallahu ekber' demem, benim için güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha sevgilidir." (Müslim, Zikir 10)

4-"Bir kimse günde yüz defa, 'Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdu, ve hüve alâ külli şey'in kadîr (Allah'tan başka ilâh yoktur. O'nun şerîki/ortağı yoktur; mülk O'nundur, hamd de O'na mahsustur. Hem O her şeye kaadirdir)' derse, o kimse için on köle (âzât etme) dengi sevap olur. Ve kendisine yüz hasene yazılır; yüz günahı da silinir. O gün, akşamlayıncaya kadar şeytandan muhâfaza olur. Onun yaptığından daha faziletli bir işi kimse yapamaz. Meğer ki, onun yaptığından fazla yapsın. Ve bir kimse günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihî (Allah'ı hamdiyle birlikte tenzih ederim)' derse; günahları denizin köpüğü kadar bile olsa sâkıt olur." (Müslim, Zikir, 28, hadis no: 2691)

5-"İki kelime vardır ki, dile hafif, mîzanda ağır, Allah'a makbuldürler. (Bunlar:) 'Sübhânallahi ve bihamdihî, sübhânallahi'l-azîm (Allah'ı hamdiyle birlikte tenzih ederim. Yüce Allah'ı tenzih ederim)' (kelimeleridir)." (Müslim, Zikir 31, hadis no: 2694)

6- "Sübhânallahi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllahu vallahu ekber (Allah'ı tenzih ederim, hamd Allah'a mahsustur ve Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah her şeyden büyüktür)' demem, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha makbuldür." (Müslim, Zikir 32, hadis no: 2695)

7- Mus'ab bin Sa'd (r.a.) anlatıyor: Bana babam rivâyet etti. (Dedi ki: 'Rasûlullah (s.a.s.)'ın yanındaydık. "Biriniz her gün bin sevap kazanmaktan âciz midir?" diye sordu: "Yüz kere tesbih eder (Sübhânallah der) ve kendisine bin sevap yazılır. Yahut üzerinden bin günah indirilir" buyurdu. (Müslim, Zikir 37, hadis no: 2698; Buhârî Deavât, Bed'ul-Halk; Tirmizî Deavât; İbn Mâce, Sevâbu't-Tesbîh)

8- Muhâcirlerin fakirleri Rasûlullah (s.a.s.)'a gelerek: 'Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve devamlı nimetleri alıp gittiler' demişlerdi. Rasûlullah (s.a.s.): "Neymiş o" diye sordu. Muhâcirler: '(Ne olacak,) Onlar da bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor; bizim tuttuğumuz gibi oruç tutuyor. (Ama,) Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz; onlar köle âzâd ediyor, biz edemiyoruz' dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.s.): "Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir; sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha fazîletli olamaz; meğer ki sizin yaptığınız gibi yapmış olsun!" buyurdu. Muhâcirler: 'Hay hay yâ Rasûlallah!' dediler. Rasûlullah: "Her namazdan sonra otuz üç kere tesbih (sübhânallah), tahmid (el-hamdu lillâh) ve tekbir (Allahu ekber zikri) edersiniz." Bunun üzerine fakir muhâcirler Rasûlullah (s.a.s.)'a dönerek: 'Mal, mülk sahibi din kardeşlerimiz bizim yaptığımızı işitmiş; bunun mislini onlar da yaptılar' dediler. Rasûlullah: "(Ne yapalım,) Bu, Allah'ın bir fazl u keremidir; onu dilediğine verir" buyurdu. (Müslim, Mesâcid, 142, hadis no: 595)

9- "Bir kimse her namazın sonunda Allah'a otuz üç defa tesbih, otuz üç defa hamd eder, otuz üç defa da tekbirde bulunursa, bunların toplamı doksan dokuz eder. Yüzün tamamında da: 'Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdu ve hüve alâ külli şey'in kadîr' derse, günahları denizin köpüğü kadar bile olsa (yine) affolunur." (Müslim, Mesâcid, 146, hadis no: 597)

10- "Bir kimse, on defa 'Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr (Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O'nun şerîki/ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd de O'na mahsustur. O her şeye kaadirdir)' derse, İsmâil oğullarından dört kişi âzâd etmiş gibi olur." (Müslim, Zikir 30, hadis no: 2693)

11- “Ebu’d-Derdâ (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.s.) bir gün sordu: “Size amellerinizin en hayırlısını, sizin derecenizi en çok artıracak, Melîkiniz nezdinde en temiz, sizin için altın ve gümüş bağışlamanızdan daha hayırlı, sizin için düşmanınızla karşılaşıp onların boyunlarını vurmanızdan, onlar da sizin boyunlarınızı vurmalarından da hayırlı amelinizi haber vereyim mi?” “Bu nedir ey Allah’ın Rasûlü?” dediler. “Allah’ı zikretmektir!” buyurdu. (İmam Mâlik, Muvattâ, Kur’an

24)
12- İmam Mâlik’e ulaştığına göre, Hz. İsa İbn Meryem (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın zikri dışında çok kelâm etmeyin, kalpleriniz katılaşır. Çünkü katı kalp Allah’tan uzaktır, fakat bunu bilemezsiniz. Kendiniz efendiler imişcesine insanların günahlarına bakmayın, bilâkis kullar olarak kendi günahlarınıza bakınız. Çünkü insanlar(ın bir kısmı), belâya mâruzdur. Bir kısmı da âfiyete mazhardır. Belâ (imtihan) sahiplerine merhamet edin. Mazhar olduğunuz âfiyete de hamd edin.” (İmam Mâlik, Muvattâ, Kelâm 8 (2, 986)

Namaz Vakitleri