Muhammed Zuhdu(K.S.)

Muhammed Zuhdu

Muhammed Zuhdu

Decrease Size Reset font to default Increase Size


Hadis-i Şerif

Beş vakit namaz, bir cuma namazı diğer cuma namazına, bir ramazan diğer ramazana hep kefârettirler. Büyük günah irtikab edilmedikçe aralarındaki günahları affettirirler.

Kıyamet Alametleri

Muhammed Zühdü Slide


İtikad Manzumesi Yazdır e-Posta

1.BEYT

Hudâ Rabb'im Nebim hakka Muhammeddir

Rasûlullah

Hem İslam dînidir dînim kitâbımdır Kelâmullah

Hudâ Rabb'imdir, Peygamberin Muhammed

Rasûlullahtır. (sallallahu aleyhi ve sellem)

Dînim, İslam dînidir. Kitabım Allah'ın kelâmıdır.

2.BEYT

Akâid içre Ehli Sünnet oldu mezhebim cem'â

Amelde bu Hanîfe mezhebidir mezhebim vallah

İtikadlar içerisinde gittiğim yol, Ehli Sünnet

velCemaat mezhebidir. Doğrusu o haktır.

Amelde ise Ebû Hanîfe rahimehullah'ın görüşleri

mezhebimdir. Buna Allah'a andederim.

 

3.BEYT

Dahî zürriyetiyim Hazreti Âdem Nebî'nin hem

Halîlin milletiyim dahi kıblem Ka'be Beytullah

Aynı zamanda Hazreti Âdem aleyhisselam'ın

neslindenim.

Ve İbrahim aleyhisselam'ın milletindenim.

İbadetlerde yöneleceğim yer, Ka'be Beytullahtır

4.BEYT

Bulunmaz Rabb'imin zıddı ve niddi misli alemde

Ve sûretten münezzehtir mukaddestir Teâlallah

Âlemde Rabb'imin zıddı, benzeri, ortağı yoktur.

Rabb'im Teâlallah, sûretten münezzehtir, paktır,

yücedir.

5.BEYT

Şeriki yok berîdir doğmadan dahi doğurmadan

Ehaddir küfvi yok İhlas içinde zikreder Allah

(Rabb'imiz altı i'tibâriye ve sekiz subûtiye sıfatla

vasıflandığı için) Şerîki, ortağı yoktur. Doğmaktan,

doğurmaktan münezzehtir.

Bir tek'tir; dengi yoktur. İhlas sûresi içinde Allah

Teâlâ sıfatlarını böylece bildirdi.

6.BEYT

Ne cismi ne arazdır ve mütehayyiz ne cevherdir

Yemez içmez zaman geçmez berîdir cümleden

Allah

Rabbimiz Teâlâ, cisim değil, araz değil; bir mekana

ihtiyacı yoktur. Cevher de değildir.

Yemez, içmez, üzerinden zaman geçmez. Hâsılı,

madde ve sıfatlarının hepsinden Allah Teâlâ

münezzehtir.

Not..

Araz : Süratle varlığını kaybeden ve cevhersiz

olmayan, şekil, renk gibi nesneye ;

Cevher : Kendisiyle olup başkasına muhtac

olmayan ve taksim kabul etmeyen küçük parçaya

denilir.

7.BEYT

Tebeddülden teğayyürden dahi elvân u eşkalden

Muhakkak ol müberrâdır budur selb-i Sıfâtullah

(Maddeden enerjiye, enerjiden maddeye)

Dönüşmekten, renklerden, sûretlerden,

Gerçekten O berîdir. Allah Teâlâ'nın hakkında

düşünülmez selbî sıfatlar bunlardır.

8.BEYT

Ne göklerde ne yerlerde ne sağ u sol ne ön ardda

Cihetlerden münezzehtir ki olmaz hiç mekânullah

Gökler, yer; sağ, sol; ön ve arka gibi

Cihetlerden , Rabb'imiz Teâlâ münezzehtir. Zira

Allah Teâlâ'nın mekanı asla olmaz

9.BEYT

Hudâ vardır varlığına yok evvel u âhir

Yine Ol varlığıdır Kendi'den ğayrı değil Vallah

Allah Teâlâ vardır, lakin varlığına başlangıç ve

sonuç yoktur.

O'nun varlığı, Kendi'nden başkası değildir.

10.BEYT

Bu âlem yoğiken ol var idi ferd u tek u tenha

Değildir kimseye muhtac ve hep muhtac ğayrullah

Bu âlem yok iken dahi, O hakîkî mevcud var idi.

Tek ve yalnız idi.

Artık, Allah Teâlâ gayrına muhtac değildir. Dâimâ

ğayrı O'na muhtacdır.

11.BEYT

A'na hâdis hulûl etmez ve bir şey vâcib olmaz kim

Her şeyde hikmeti vardır abes fi'l işlemez Allah

O'na hâdis hulûl etmez. Ve hiçbir şey O'na vacib

olmaz. Çünkü

Her işte O'nun hikmeti vardır. Elbette Allah Teâlâ

başıboş iş işlemez. (Binaenaleyh)

12.BEYT

Hulûl etmez O Zat abde ve hiçbir ferde zulmetmez

İbâdın aslahı lazım değil kim halk ede Allah

O Zat bir kula hulûl etmez. Ve hiçbir ferde

zulmetmez.

Kendisi'ne kulunun yararına sebebleri yaratmak

gerekmez ki, onu yaratsın.

13.BEYT

A'na bir kimse cebrile bir iş işledemez asla

Ne kim Kendi murad eyler vücûda gelir Billah

Hiçbir kimse O'na cebren iş yaptıramaz

Kendisi neyi dilerse, o nesne Allah Teâlâ'nın

kudretiyle meydana gelir..

14.BEYT

A'nın her bir kemâli bîteğayyür hâsıl olmuştur

Ki yoktur muntazır olunacak hiçbir Kemâlullah

Allah Teâlâ'nın Zât-ı Şerîf'inin kemâlatı, Zât'ıyla

birlikte ezelîdir; değişmeyi kabul etmez.

Çünkü Allah Teâlâ'nın hakkında sonradan meydana

gelecek bir kemal söz konusu değildir.

15.BEYT

Sıfât-ı bâkemal ile O daim muttasıfdır kim

Kalu noksan sıfatlardan berîdir Zülcelâlullah

Celal ve Azamet sahibi olan allah Teâlâ, kemal

sıfatlarıyla daima vasıflanır.

(Mahluka isnadı mümkün olan) Bütün noksan

sıfatlardan beridir.

16.BEYT

Sekizdir çün sıfât-ı zâtî İlm ile İrâdetdir

Hayât u Kudret u Halk-ı Basar Sem'u Kelâmullah

Allah Teâlâ'nın Zâtî olan subûtî sıfatları; İlim, irade

Hayat, Kudret, Halk, Basar, Semi' ve Kelam olmak

üzere sekizdir.

17.BEYT

Alîm Ol'dur ki erişmez ilmine kimsenin aklı

İhâta eylemişdir cümle bu eşyayı İlmullah

Alîm O'dur ki ilmine kimsenin aklı erişmez.

Allah Teâlâ'nın İlmi her şeyi kuşatmıştır. ( Alîm, "

bilici " demektir ki sıfatı, İlimdir. Böylece )

18.BEYT

Mürid Ol'dur Dileyicidir ve her şey üzre kâdirdir.

Ne kim diler olur peydâ alâ vefki Murâdıllah

Müriddir= Dileyicidir. Ve herşey üzere kâdirdir.

Artık kendisi neyi dilerse, O'nun muradına muvafık

olarak peyda olur.

19.BEYT

Cemîi hayr u şerri Ol diler takdîr u halk eyler

Velî hayrı sever ancak ki sevmez şerleri Allah

Bütün hayrları, şerleri Kendisi diler; tesbit eder;

yaratır.

Allah Teâlâ, kulunun ancak hayrlı işlerini sever; şer

işlerini sevmez.

20.BEYT

Basîr Ol'dur hakîkatde ki hep eşyâya nâzırdır

Velî gözden münezzehtir Basardır min Sıfâtillah

Basîr= Görücü O'dur ki gerçekte her şeyi kontrol

altına alıp bakar.

Lâkin göz(gibi alet, edevat)den münezzehtir. Basar

yani görmek, Allah'ın sıfatlarındandır.

21.BEYT

Semîi' Ol'dur işidir her avazı sır ile cehri

Münezzehdir kulaktan Ol sıfattır A'nda Sem'ullah

Semîi'=işitici O'dur, ki gizli ve âşikar her avazı

işitir.

Kulaktan münezzehtir ancak Semi'=işitmek Allah

Teâlâ'nın sıfatıdır.

22.BEYT

Mütekellimdir Ol ammâ berîdir dilden ağızdan

Hurûf u lafzı savt ile değil vasf-ı Kelâmullah

Allah Teâlâ, Mütekellim=Konuşucudur. Amma dil

ve ağızdan beridir.

Kelâmullah=Allah'ın konuşma sıfatı, ses, harf ve

lafızla değildir.

23.BEYT

Subutiyye sıfâtı kim ne aynıdır ne ğayrıdır

Kadîm dâim ve Zât'ıyla kâimdir Sıfâtullah

Allah Teâlâ'nın subûtiye sıfatları, ne Kendisi ne de

başkasıdır;

Ezelîdir, dâimîdir, Zât'ıyla kâimdir.

24.BEYT

Hakk'ın mukrim ibâdıdır melekler yerde göklerde

Avâmından avâm-ı nâsı efdal eylemiş Allah

Yerde ve göklerde melekler, Hakk Teâlâ

Hazretleri'nin şerefli kullarıdır.

Allah Teâlâ, insanlardan avam mü'minleri,

meleklerin avâmından üstün kılmıştır.

25.BEYT

Yemek içmek hem erkeklik dişilik yokdur anlarda

Hakka hiç âsi olmazlar muti'dirler li Emrillah

Meleklerde, yemek, içmek, erkeklik ve dişilik

yoktur.

Allah Teâlâ'nın emrlerine tabiî olarak boyun

eğerler. Asla Cenâb-ı Hakk'a âsî olmazlar.

26.BEYT

Ve Cebrâil u Mikâil u İsrâfil u Azrâilu

Mukarrebdir Peygamberdir bu dördü hep

Emînullah

Cebrâil, Mîkâil, İsrâfil ve Azrâil,

Allah'a en yakın elçilerdir. Bu dördü Allah

Teâlâ'nın emin kullarıdırlar.

27.BEYT

Hakkın yüzdört kitâbı kim nebîler üzre inmiştir.

Kitabdır anların dördü suhuf yüzü Kelâmullah

Allah Teâlâ tarafından nebîler üzerine yüzdört

kitab inmiştir.

Dördüne kitab, yüzüne suhuf denilir. Hepsi Allah

Teâlâ'nın kelâmıdır.

28.BEYT

Zebûr'u verdi Dâvud'a dahi Tevrât'ı Mûsâ'ya

Ve hem İncîl'i İsâ'ya getirmiş Cebrâil Billah

Allah Teâlâ, dört kitabdan Zebûr'u Dâvûd'a,

Tevrat'ı Mûsâ'ya,

İncil'i İsa'ya vermiştir. Cebrâil Allah Teâlâ'nın

emriyle bunları, onlara getirmiştir.

29.BEYT

Habîbullah'a Kur'ân'ı getirdi hâcet oldukça

Yirmiüç yıl içre cümle kati' oldu o Vahyullah

Cebrâil, yirmiüç yıl, ihtiyac oldukça, Allah

Teâlâ'dan vahiyle ayet ayet Kur'an'ı Habîbullâh'a

getirmiştir.

Bundan sonra vahiy kesilmiştir.

30.BEYT

Dahi ben enbiyâ hakkında bildim ismet u fitnet

Nezâfet hem emânet sıdk ile tebliğ-i Hükmullah

Peygamberlerin, günahtan masum ve mahfuz, üstün

akıl ve zeka sahibi,

Pak ve temiz; Allah'ın buyruklarını kullarına tebliğ

etmede ve her hususta emîn; özlerinde ve

sözlerinde doğru olduklarına ve Allah Teâlâ'nın

hükümlerini bildirdiklerine inandım.

31.BEYT

Kazerle zenb u humk u kizb u ketbân u hıyânetle

Münezzehdir müberrâdır cemîi Enbiyâullah

Bütün nebîler, kir ve pislikten, ahmaklıktan,

yalandan, hakkı, doğruyu gizlemek ve hıyanetten,

münezzehtirler; berîdirler

32.BEYT

Nebîler ismini bilmek dediler ba'zılar vâcib

Yirmisekizin bildirdi Kur'an'da bize Allah

Bazı alimler nebîlerin isimlerinin bilinmesi

vacibdir dediler;

Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ nebilerden

yirmisekizinin adını beyan etti; şöyleki...

33.BEYT

Biri Âdem biri İdris u Nuh Hûd ile Sâlih

Hem İbrâhîm u İshâk ile İsmâil Zebîhullah

34.BEYT

Dahi Ya'kub ile Şuayb u Lût ile Yahyâ

Zekeriyyâ ile Hârun ahi Mûsâ Kelîmullah

35.BEYT

Ve Dâvud u Süleyman u dahi İlyâs u Eyyûbdur

Biri de Elyasa'dır dahi İsâ'dır o Rûhullah

36.BEYT

Birinin ismi Zülkifl u biri Yûnus nebidir hem

Hitâmı Ol Habîb-i Hakk Muhammed'dir Rasûlullah

Bazı alimler, Kur'an-ı Hakîm'in bildirdiği

yirmisekiz enbiyanın isimlerini bilmenin vacib

olduğunu söylediler. Bunların isimleri şöyledir:

Adem, İdris, Nuh, Hûd, Sâlih, İbrâhim, İshak,

Allah yolunda boğazlanmayı cân-ı gönülden kabul

eden İsmâil, Ya'kub, Yûsuf, Şuayb, Lût, Yahyâ,

Zekeriyyâ, Mûsâ kelimullah ve kardeşi olan Hârun,

Dâvud, Süleyman, İlyas, Eyyub, Elyasa', Ruhullah

olan İsa, Zülkifl, Yûnus ve bunların sonuncusu

Allah'ın sevmiş olduğu Muhammed Rasûlullah..

37.BEYT

Üzeyr, Lokman u Zülkarneyn üçünde ihtilaf oldu

Ki ba'zı enbiyâdır der ve ba'zı der Veliyyullah

Üzeyr, Lokman ve Zülkarneyn'de ihtilaf edildi.

Bazıları bunların enbiyâ olduklarını, diğer bazısı

Allah'ın dostları yani velî olduklarını söylediler.

38.BEYT

Cemîi enbiyâdan evvelidir Hazreti Adem

Kâmûdan efdal u âhir Muhammed'dir Habîbullah

Bütün enbiyânın ilki Hazreti Adem;

Sonuncusu Habîbullah Muhammed'dir ve

hepsinden üstündür.

39.BEYT

İkisinin arasında kati çok enbiyâ geldi

Hisâbın kimseler bilmez bilir anı hemen Allah

İkisi arasında, birçok enbiyâ gelmiştir.

Onların hesabını Allah'tan başka kimse bilmez.

40.BEYT

Risâlât-ı rusul mevtiyle bâtıl olmaz ol kat'â

Ve efdaldir melekler cümlesinden Enbiyâullah

Rasullerin ölümleriyle, risâletleri asla bâtıl olmaz.

Peygamberler, büyük meleklerden daha

büyüktürler.

41.BEYT

Bizim Peygamber'in ahkâm-ı şer'î öyle bâkîdir

Ki ehli mahşeri bu şeri'le fasledecek Allah

Bizim Peygamberimiz'in getirmiş olduğu şeriatin

hükümleri bâkîdir.

Nitekim mahşerde de Allah Teâlâ bu şeriatle

mahluku arasında hükmedecektir.

42.BEYT

Ve mi'râc-ı Nebî hakdır Ana şahsıyla muhtasdır

Çıkıb fevk-al-ulâya Hakk'ı görmüştür Habîbullah

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in mi'râcı

hak ve doğrudur; Onun şahsına hastır.

Habîbullah en yüksek mevkiye çıkmış ve orada

Hakk Teâlâ'yı görmüştür.

43.BEYT

Cihan cümle sıfâtıyla ve eczâu sıfâtıyla

Hem ef'ali ibâdın hayr u şerri cümle Halkullah

Madde ve mana=mülk ve melekut âleminde ne

varsa, tek tek ve toplu olarak;

Aynı zamanda kulların yapageldikleri hayr ve

şerlerin hepsini Allah Teâlâ yaratmıştır.

44.BEYT

A'nın ilm u murâd u halk u takdîriyle hâdisdir

Ki yoktur hâlık u bârî iki âlemde ğayrullah

(Mahluk) O'nun ilmiyle, iradesiyle, yaratmasıyla,

hüküm ve kudretiyle yoktan var olurlar.

Madde ve manada, dünya ve ahirette, Allah

Teâlâ'dan başka yaratıcı ve var edici yoktur. ( Şu

kadar ki, )

45.BEYT

İbâdın ihtiyârı vardır ef'âlinde cüz'îce

Ol ef'âl üzre bulmuşlar sevab hem İkâbullah

Kulda, akıl ve aklı kullanmaktan ibaret yapabilme

gücü, cüz'î de olsa vardır.

Bunun için kullar, yaptıklarından dolayı sevab

veyahud da azaba müstehak olurlar.

46.BEYT

Ol ef'âlin cümeylidir Hakk'ın hubb u rıdâsıyla

Kabîhinde bulunmaz ne mehabbet ne Rıdâullah

Kulun iradesiyle meydana gelen fiilinin güzelinde,

Allah Teâlâ'nın sevgi ve rızası vardır.

Çirkininde ise, ne sevgisi ne de rızası vardır.

47.BEYT

Sevâb efdalidir Hakk'ın ve adlidir ikab A'nın

Vücûb icabsız Hakk'a bî istihkak abdullah

Allah Teâlâ üzerine hiçbir hak gerekli olmaksızın

kuluna sevab vermesi, fazl u keremidir.

Kulu da hiçbir azaba müstehak olmaksızın, Allah

Teâlâ'nın onu cezalandırması adaletidir.

48.BEYT

Mukârindir bu fi'le istitâat kim o kudretdir

Bulunsa istitâat olunur teklif Şer'ullah

İstitâat=yapabilme gücü, kulun işlediği işle

beraberdir.

İstitâat kulda olduğu müddetçe, Allah Teâlâ'nın

şeriatini tatbik etmeye mükelleftir.

49.BEYT

Ki abdin kendi vus'ında ne kim olmaz anı asla

Ana din içre teklif etmemişdir Ol Halîmullah

Kulun yapabilme veya terkedebilme gücü olmadığı

yerlerde,

Allah Teâlâ, hilm sıfatıyla tecelli ederek, ona

hükümlerini yüklemez.

50.BEYT

Haram erzakdır herkes yer içer kendi rızkın hep

Ve kimse kimsenin rızkın alıb ekil edemez Vallah

insanın boğazından geçen, helal olsun haram olsun,

rızktır. Herkes kendi rızkını yer içer.

Hiçbir kimse diğerinin rızkını alıp yiyemez

Vallâhi.

51.BEYT

Ecel vaktinde meyyittir o maktûl ecel birdir

Ve hâl-i ye'sin îmânı değil makbûl İndallah

Öldürülen, ecelinin vaktinde ölmüştür. Ve ecel

birdir.

Ümidsizlik halinde iman etmek, Allah nezdinde

makbul değildir.

52.BEYT

Heyûlâ yokdur ezhan içre bir cüzü olduğu hakdır

Ki ol vasf-ı tecezzîden birîdir der bu Ehlullah

Heyûlâ ezelî değildir. Ancak, cevherler (elektron,

nötron, proton gibi aslî cüzler ) vardır.

Ehli Sünnet velCemaat dediler ki: Kâbil-i taksim

olmayan cüzlerden Allah Teâlâ münezzehtir.

53.BEYT

Kabirde meyyite Münker Nekir dört şey sual eyler

Ki Rabb'in kim nebin kim nedir dînin ve kıblengah.

Ölene kabirde Nekir ve Münker adlı melekler gelip

dört şey sorarlar:

Rabb'in kim, peygamber'in kim, dînin nedir, kıblen

neresi?

54.BEYT

Cevâbın verenin canı ile cismi zevk eder anda

Şaşıb küffâr u âsiler çeker anda Azâbullah

Cevabını veren, ruh ve cismiyle zevki tadar.

Kafir ve âsîler şaşırırlar ve Allah'ın azabını çekerler

55.BEYT

Bu dünyaya gelen gider ki kalmaz canlı hiç kimse

Dahi yevmi kıyâmetde eder emvâti ba's Allah

Bu dünyaya gelen bütün canlılar, ölürler; canlı

kalmaz.

Kıyamette dahi Allah Teâlâ ölenleri, beden ve

ruhla haşre gönderecektir.

56.BEYT

Verirler defter-i a'mâlini her adamın anda

Kiminin sağ eline kimine soldan maâz Allah

Her adamın, ameli içinde bulunan defterini verirler.

Kimine defteri sağdan, Allah korusun kimisine de

soldan..

57.BEYT

Kitâbıyla hisâbı var Hudâ'nın rûz-i mahşerde

Sorarlar herkesin ef'âl u akvâlin Biemrillah

Kıyamet gününde Allah Teâlâ'nın hükmü, hesabı

vardır.

Melekler, Allah Teâlâ'nın emriyle herkesin işlediği

işini, söylediği sözünü sorarlar.

58.BEYT

Kebâirle sağâir ehline ol gün şefâatler

Ederler enbiyâ u ehli ilm u Evliyâullah

Kıyamet gününde, büyük ve küçük günah

işleyenlere,

Enbiya, ulemâ ve Allah'ın dostları şefaat ederler

59.BEYT

Ameller vezn olundukda Sırâtı geçmemiz hakdır

Ve Kevserle sekiz cennet verir mü'minlere Allah

Ameller terazide tartıldıktan sonra, Sırat

Köprüsünden geçmemiz haktır.

Allah Teâlâ mü'minlere Havz-ı Kevser ve sekiz

cenneti vermiştir.

60.BEYT

Girecek cennete mü'minler anda çok bulub ni'met

Görürler şübhesiz anda niteliksiz cemâlullah

Mü'minler cennete girecekler; onda nice nimetler

bulacaklar.

Şüphesiz mü'minler Allah Teâlâ'nın Cemâli'ni

niteliksiz göreceklerdir.

61.BEYT

Ve cennetle cehennem şimdi var ehliyle bâkîdir

Cehennem yedidir ehlin yakar dâim o Nârullah

Cennet ve cehennem şimdi de vardır; ehliyle

ebedîdirler.

Cehennem yedi kattır. Allah'ın ateşi onda,

cehennemlikleri ebediyen yakar.

62.BEYT

Kazâ ile gelir her hayr u şer Tanrı cenâbından

Bulur hayr ehlin dâim olur şer ehline hemrah

Kulun lehinde olan nimet ve hayrlar, aleyhinde

olan bela ve şerler, Allah Teâlâ'nın hükmü,

takdiriyle gelir.

Vakti geldikçe, hayrlı sebeb hayrlılara, şerli sebeb

belaya giriftâr olanlara yoldaş olur.

63.BEYT

Ve Peygamber ne kim eşrât-ı sâatden haber vermiş

İnandım cümlesin izhar eder vaktinde hem Allah

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, kıyametin

alâmetlerinden her ne haber vermişse,

Cümlesine inandım. Vakti geldikçe Allah Teâlâ

onları izhar eder.

64.BEYT

Çıkar Yer Dâbbesi Deccâl u Ye'cûc ile Me'cûc

Doğar gün mağribden çün iner gökden o Rûhullah

Dâbbet-ul-arz ( Sâlih Peygamberin devesinin

yavrusu ), Deccal, Ye'cûc, Me'cûc çıkarlar.

Bir de mağribden güneş doğar; Rûhullah olan İsâ

aleyhisselam da gökten iner.

65.BEYT

Kebîre mü'mini îmandan ihrâc eylemez dahi

Ne küfre dâhil ve ne tâatin habt ede İndallah

Büyük günahı irtikab, mü'mini imanından

çıkarmaz.

Onu küfre sokmaz. Yapmış olduğu taatini Allah

nezdinde düşürmez.

66.BEYT

O isyan eylemez anı muhalled hem cehennemde

Meğer ki i'tikad ede anı maâz Allah

İşlediği o büyük günah, mü'mini cehennemde ebedî

bırakmaz.

Ancak kat'î delille haram olanı, helal saymak;

yahud kat'î olan helali haram saymak, Allah

korusun, küfre sokar.

67.BEYT

Hudâ afveylemez şirki ve illâ andan ednâyı

Dilediği kulundan her günahı afveder Allah

Hudâ Teâlâ, küfür ve şirki afuv etmez, amma

ondan aşağı dilediği kulunun günahını afuv eder.

68.BEYT

Kebâirden kaçan câiz ikab olmak sağâirle

Ve bîtevbe giden câiz kebâirden geçe Allah

Allah Teâlâ'nın, büyük günahtan kaçan kimseyi

küçük günahla cezalandırması,

Aynı zamanda büyük günah işleyip tevbesiz öleni

afuv etmesi mümkündür.

69.BEYT

Kabul eyler duâyı Hakk Teâlâ Kendi fazlından

Ve hâcet-i ibâdı hem kabul eyler Raûf Allah

Sonsuz esirgeyici merhamet sahibi olan Allah

Teâlâ, kulunun yalvarışını fazlıyla kabul eyler.

Kullarının ihtiyacını da fazl u keremiyle giderir.

70.BEYT

Dahi îman ile islam ikisi şey'i vâhiddir

Cenâb-ı Hakk'dan ol her ne getirdiyse Rasûlullah

Allah Teâlâ'ya, tasdikle gönül bağlayarak inanmak

ve teslim olmak, yani iman ve islam birdir.

Hâsılı Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in

Allah'tan bildirdiği din, iman ve islamdır.

71.BEYT

Kamûsun dil ile takrîr u tasdîk eyledim bilkalb

Birine yokdur inkârım inandım şüphesiz Vallah

Binaenaleyh cümlesini ikrar ettim; kalbimle tasdik

ettim.

Hiçbirine inkarım yoktur. Ve hepsinin gerçekten

Allah'tan geldiğine inandım.

72.BEYT

Çu din a'mâli îmandan muhakkak başka hâricdir

Pes îman izdiyad nâkıs olmaz hıfzede Allah

Zira din ile amel, imandan haric bir şeydir.

İş böyle olunca iman, zâtı itibariyle ziyade ve eksik

olmaz. Allah Teâlâ onu hıfzeder.

73.BEYT

Demem ki inşâAllah mü'minim bel mü'minim

hakkâ

Bu ma'nâ ile îmanı kesbî u mahlûkdurur Lillah

Bunun için inşâAllah mü'minim demem. Bilakis

hakîkaten mü'minim derim.

Bu itibarla iman, kesbî ve Allah Teâlâ'nın

mahlukudur.

74.BEYT

Ve ammâ Tanrı'nın Kendi kuluna ma'rifet küncin

Hidayet kıldığı ma'nâ ile vehbîdir ol Tallah

Fakat Tanrı Teâlâ'nın, Kendi fazl u kereminden

ma'rifet hazinesini hediye ettiğine itibarla iman,

Vehbî ve mücerred ihsan ve tevfîk olur.

75.BEYT

Ve îman-ı mukallid hem sahîh olmuşdur ammâ ki

Ol istidlâl aklı terk ile âsim olur Billah

Allah ve O'nun Rasûlü'ne, delilsiz ve başkalarına

uyarak inanan kimsenin imanı sahihdir.

Fakat taklidci, aklî delilleri araştırmayı

terketmekle,

Allah Teâlâ'ya karşı günahkar olur.

76.BEYT

Kerâmet-ı velî hakdır nebîsi mu'cizâtîdir

Keser az müddet içre çok mesafe Evliyâullah

Allah Teâlâ'nın sevdiği kulunun kerametleri haktır.

Ve onun kerâmetleri nebîsinin mucizeleridir.

Az bir müddette çok mesafeyi evliyaullah geçer.

77.BEYT

Bulurlar vak-i hâcetde taâmı hem libâs anlar

Behâim hem cemâdâtile söylerler Biiznillah

İhtiyac oldukca onlar, yiyecek ve giyecekleri

bulurlar

Hayvanlarla, cansız varlıklarla Allah Teâlâ'nın

izniyle konuşurlar

78.BEYT

Gehi su üzerinde meşî ederler vecd-i hâletle

Havada hem uçarlar hark eder âdâtını Allah

Bazan vecd u hâletle, su üzerinde yürürler.

Havada uçarlar. Allah Teâlâ tabiî kanunları onlara

iptal eder.

79.BEYT

Erişmez bir velî hiçbir nebînin rütbesine hem

Ana ermez ki andan sâkıt ola emr u Nehyullah

Hiçbir veli, hiçbir nebînin mertebesine ulaşamaz.

Ondan Allah'ın emr ve yasakları düşecek bir

mertebeye de ulaşamaz.

80.BEYT

Ve efdal evliyâ Sıddîk-ı Ekber ba'dehu Fâruk

Ve Zinnûreyn'den sonra Alî'dir ol Veliyullâh

Ve evliyânın en üstünü, Sıddîk-i Ekber Hazreti Ebû

Bekr'dir. Sonra Hazreti Ömer-ul-Fâruk'tur.

Sonra iki nur sahibi Hazreti Osman'dır. Sonra

Allah'ın dostu Hazreti Ali'dir.

81.BEYT

Bu dördü hem hilâfetde bu tertib üzre kâimdir

Bu çâr-ı yârdan sonra hem efdal Evliyâullah

Dördünün hilâfeti de bu tertib üzeredir.

Bu çâr yâr güzin'den sonra, Evliyâullah'ın üstünleri

82.BEYT

Kalan ashabdır ki cümlesinin zikri hayrolsun

Cemîl âl u ashab-ı kirâmı sevmişem Billah

Dördünün hilâfeti de bu tertib üzeredir. Bu çâr-ı

yâr-ı güzin'den sonra,

Evliyâullah'ın üstünleri, kalan ashâb-ı kiram'dır.

Hepsinin zikri hayr olsun.

Hasıl, bütün ashâb-ı kirâmı Allah için severim.

83.BEYT

Aşere-i mübeşşere ve Fâtıma Hasen Hüseyn

Bu ümmetden bulâra cennetile neşhedu Billah

Bu ümmetten cennetle müjdelenen on nefer ve

Fâtıma, Hasan, Heseyn Hazerâtına cennet müjdesi

verilmiştir.

Biz dahi Allah için bunların cennetlik olduklarına

şehadet ederiz.

84.BEYT

ve ğayrı kimseye aynıyla cennetlik denilmez ki

O ğayba hükmolur ğaybı ne bilsin kimse ğayrullah

Bunlardan başkasına bitta'yin cennetlik denilmez.

Zira o ğayba hüküm olur. Gaybı Allahtan başka

kim bilebilir ki..

85.BEYT

Ve ashâb-ı kirâmın cümlesinden sonra ümmetden

Cemîl tâbiîn olmuştur efdal-i Evliyâullah

Ümmetten evliyânın en üstünleri, ashâb-ı kirâmın

hepsinden sonra, tüm tâbiîndir.

86.BEYT

İmâm-ı müslimîn sultan müslim hür mükellef hem

Kureyşî zâhir olâlı edib tenfîz-i Hükmullah

Müslümanlara imam olacak sultan; müslim, hür,

mükellef

Kureyşî ve açıkta olmalıdır ki, Allah'ın ahkâmını

infaz etsin.

87.BEYT

Velî Hâşimli hem ma'sum olmak şart değildir kim

O fısk u cevr için hiç mün'azil olmaz Bişer'illah

Lakin Hâşimli ve masum olması şart değildir.

O fısk ve cefa vermekte, Allah'ın şeriatiyle asla

azlolunmaz.

88.BEYT

Ve berr u fâcire uyub namazım kılarım bile

Hem anların cenazesi namazın kılıram Lillah

Salihe de fâsıka da uyup namazımı kılarım.

Salih olsun fâsık olsun, her müslümanın cenaze

namazını Allah için kılarım.

89.BEYT

Adîn üzre hazarda hem seferde mesih câizdir

Ve müskir olmayan temr u anab suyu Mübâhullah

Hazarda ve seferde mes üzerine meshetmek caizdir.

Sekir vermeyen hurma ve üzümden çıkan

meşrubatlar Allah'ın helal ettiği şeylerdir.

90.BEYT

Tasaddukla duâmızdan bulur emvâtimiz ni'met

Ve fazl-ı emkine eşhas u ezmân hakdır ey Vallah

Sadaka ve dualarımızdan ölülerimiz nimet bulurlar.

Bazı yerlerin, şahısların, zamanların üstünlüğü, hak

ve gerçektir.

91.BEYT

Bilinmez müşrikîn etfâli cennetle mi nârda mı

Ve küffâra kirâmen kâtibeyn vermiş Kerîm Allah

Müşriklerin ergenlik çağına gelmeyen çocukları,

cennette mi, ateşte mi bilinmez.

Kerim olan Allah Teâlâ, kafirlere bile amelleri

tesbit eden melekleri tayin etmiştir.

92.BEYT

Ne ki ma'dûmdurur o şey ve mer'î ad olunmaz ki

Mükevvin kâinata benzemez şeydir Teâlallah

Olmayan bir şey, yoktur ve görülmesi de yoktur.

Kainatı yaratan Allah Teâlâ kainata benzemez bir

şey'dir;

Allah Teâlâ, kainatın sıfatından münezzehtir.

93.BEYT

İsâbet-i ayn câizdir ve sihir insana vâki'dir

Beşer aklından efdaldir ulûm-i Enbiyâullah

Nazar değmesi mümkündür. İnsana sihir yapmak

vâki'dir.

Enbiyâullah'ın ilimleri, tüm beşerin aklından

üstündür.

94.BEYT

Delîle müctehid evvel bakıb eyler isâbet hak

Ve sonra muhkeme bakıb hatâsın afveder Allah

Müctehidin bir önceki delile bakarak hüküm

etmesinden sonra,

Muhkem bir delili görüp yeniden hüküm etmesi

halinde Allah Teâlâ önceki hatasını afuv eder..

95.BEYT

Ve hak birdir muayyendir ve Kur'an ve hadîs ancak

Ne miktar olsa mümkün zâhirine hamlolur hergah

Ve hak birdir; Allah nezdinde bellidir. Kur'an ve

hadis lafızları,

mümkün oldukça zahirine hamlolunur daima

96.BEYT

Bu zâhirden ol ehli bâtının da'vası ma'naya

Udûli hem nusûs u istihfaf-i Şer'ullah

Bâtınîlik iddiasına mebnî, Bâtınîlerin Kur'an ve

hadis lafızlarını, bu zâhirî manasından başka bir

manaya hamletmeleri,

açık manasını reddetmeleri, Allah Teâlâ'nın

şeriatini hafife almaları...

97.BEYT

Hem istihlâl-i zenb u rahmet-i Hakk'dan ye'si hem

de

Azâbından emîn olmak bu cümle küfürdür Billah

Yahud günah işlemeyi helal inanmak, Allah

Teâlâ'nın rahmetinden ümid kesmek, yahud

azabından emin olmak..

Bunların hepsi dinden çıkmaktır. Ve Allah Teâlâ'yı

inkardır.

98.BEYT

Ve lafz-ı küfrî tav'ile ve kâhin sözlerin tasdîk

Küfürdür lakin inkarı yeniden tevbedir Lillah

Böylece ihtiyârî olarak inkara sirayet edecek söz

sarfetmek, yahud kahinlerin sözlerini tasdik etmek

küfürdür.

Bu küfürden dönüş, Allah'a yeni bir tevbeyledir.

99.BEYT

Hudâ otuziki farzı ibâdına buyurmuştur

Kamûsun farz bildim boynuma aldım Bitav'illah

Hudâ Teâlâ, otuziki farzı kullarına yüklemiştir

Hepsinin farz olduğuna inandım; ve Allah Teâlâ'ya

boyun eğerek boynuma aldım.

100.BEYT

Şurûtu beşdir İslâm'ın ki tevhîd u salât u savm

Zekat u hac ğanîler hakkında bu cümle Farzullah

Allah'ın farzları ki, İslamın beş şartı; kelime-i

şehadet, namaz, oruc,

Zenginlere zekat ve hac...

101.BEYT

Namazın farzı hâricde olanlar altı farz olmuş

Ve erkânı içinde oldular hem altı Farzullah

Namazın haricinde altı şart, içinde de altı rükün;

102.BEYT

Dışındaki taharet setri avret vakti bilmekdir

Ve abdest almak ve niyet hem istikbâl-i Beytullah

Haricindekiler; taharet, setri avret, vakti bilmek,

abdest almak, niyet etmek, Beytullah'a yönelmek;

103.BEYT

Namaz içinde tekbîr u kıyam ile kırâatdir

Rükû' u ka'de-i uhrâ ikişer secdedir Lillah

İçindekiler ise; tekbir kıyam, kıraat,

Rüku', Allah için iki secde ve son oturuştur.

104.BEYT

Vudûnun farzı yüzün ellerin dirseklerile hem

Başa mesheyleyib ayakları gaslet dedi Allah

Abdestin farzları; yüzü, dirseklere kadar yıkamak,

Başı meshetmek, bir de ayakları yıkamak üzere

Allah'ın dört emridir.

105.BEYT

Ve guslün farzı üçdür mazmaza ile hem istinşak

Üçüncü cümle a'zâsın yumatdır tevbetn Lillah

Guslün farzları, ağzı çalkalamak, burna su çekmek,

Tüm bedeni yıkamak üzere üçtür. Bu Allah'a tevbe

için yapılır.

106.BEYT

Teyemmüm eylemek vâcibdir abdest ile gusl için

Su bulunmazsa ya kudret yoğisedir bu Şer'ullah

Suyu kullanmaya güç yoksa, yahud su bulunmazsa,

abdest ve gusül için teyemmüm vacib olur.

Bu dahi Allah'ın şeriatidir.

107.BEYT

Anın rüknü iki urmak şurûtu beş biri niyyet

Saîd u tâhir u mesh biri acz-i İbâdullah

Teyemmümün rüknü, yüzü ve elleri meshetmek

üzere iki vuruştur. Beş de şartları vardır:

Niyet, toprak (veya onun cinsi), toprağın da temiz

olması, meshetmek, kulların suyu kullanmak da

aciz kalmaları...

108.BEYT

Ve savmın farzı üç niyetle ekli nîki terk etmek

Fecir doğdukda gün batınca imsak oldu Emrullah

Orucun farzı, fecrin doğuşundan gün batıncaya

kadar,

Niyetle, yemek, içmek ve temastan sakınmaktır.

Allah Teâlâ'nın emri budur.

109.BEYT

Dahi haccın fürûzu üç biri ihrama girmekdir

Biri vakfe cebel üzre ziyâret oldu Beytullah

Haccın farzları, ihrama girmek, Arafat dağında

durmak,

Beytullah'ı tavaf etmek üzere üçtür.

110.BEYT

Harâmı i'tikad etmek haram andan sakınmakdır

Helâli hem helal bilib bu oldu cümle Farzullah

Haramı haram inanmak ve ondan sakınmak;

Helali de helal inanmak dahi, Allah Teâlâ'nın bize

emrettiği farzlardır.

111.BEYT

Hep ashâb-ı güzîn u tâbiîn u müctehidînin

Ne ki var Ehli Sünnet velCemâat cümle Ehlullah

Tüm ashâb-ı güzîn, tabiîn, müctehidler,

Hepsi, Ehli Sünnet velCemaattir; Allah'ın

dostlarıdırlar.

112.BEYT

Kamûnun i'tikadı bu yüzon beyt içre bil Hakkı!.

Budur hak mezheb ancak bunda sâbit eylesin Allah

Ey Hakkı!.. Artık onların itikada dair ölçülerini,

yukardaki yüzon beyt içerisinde bil.

Budur hak mezheb. Allah Teâlâ bizi bu itikad üzere

sabit eylesin.

113.BEYT

Eğer benden küfür amden hatâen sâdır olduysa

Ben ol küfrün cemîinden berî oldum Livechillah

Eğer benden kasden veya hatâen küfür sâdır

olmuşsa,

Hepsinden beri oldum; Allah Teâlâ'ya yöneldim.

114.BEYT

Dahi şer'a muhalifse eğer akvâl u ef'âlim

Ben anlardan rücu' etdim ve tubtu kurbeten Lillah

Sözüm, fiilim, şeriate muhalifse, ondan pişmanım;

döndüm.

İbadet olarak Allah'a tevbe ederim. (Ve)

115.BEYT

Ne ki kılmış Habîbullah bize tebliğ-i ahkâmı

Kabul etdim âmentu Billah ve Hukmillah.

Allah'ın sevgili kulu, Allah Teâlâ'nın ne gibi

hükümlerini bize bildirdiyse,

Kabul ettim; ona razı oldum. Allah Teâlâ'ya ve

hükümlerine ve Peygamber'in getirdiklerine

inandım.

116.BEYT

Dilim ikrârımı kalbimle tasdîk eyledim candan

Sen'in hıfzında îmânım emânet olsun ey Allah

Kalbimle candan tasdik ederek, dilimle söylerim.

Allah'ım, bu gönül bağlılığım, tasdik ve itirafım,

dönüş ve ibadetlerim, hepsi, Sen'in hıfzında emanet

olsun.

Allâhumme salli efdâle salâtin ve sellim ekmele

selâmin alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli

Seyyidinâ Muhammedin adede ma'lûmâtike ve

midâde kelimâtike kullemâ zekerek-ez-zâkirûne ve

ğafele an zikrik-el-ğâfilûn

Her şeyden yüce olan Cenâb-ı Hakk'a envâi hamd

ve senâ ederiz. O'nun seçtiği kulu ve Rasûlü'ne

salât ve selamlar olsun.

                                            İBRAHİM HAKKI ERZURUMİ

 

Hadis-i Şerif

1- Ebû Mûsâ (r.a.) anlatıyor: Bir seferde Peygamber (s.a.s.) ile beraberdik. Cemaat, yüksek sesle tekbir almaya başladılar. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu:  "Ey insanlar! Kendinize acıyın; siz ne sağıra duâ ediyorsunuz; ne de bir gâibe! Muhakkak siz işiten yakın bir zâta duâ ediyorsunuz ki, o sizinle beraberdir." Ebû Mûsâ: "Ben onun arkasındaydım ve 'lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur' diyordum. Bunun üzerine de: "Ey Abdullah bin Kays! Sana cennet definelerinden bir define göstereyim mi?" dedi. Ben: "Hay hay yâ Rasûlallah!" dedim. 'Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur' de!" buyurdu. (Müslim, Zikir 44, hadis no: 2704)

2- "Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Onları kim ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever." (Müslim, Zikir 5, hadis no: 2677) Diğer rivâyet şöyledir: "Gerçekten Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Bir müstesnâ yüz isim! Bunları kim sayarsa cennete girer." (Müslim, Zikir 6, hadis no: 2677)

3-"Sübhânallahi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllahu vallahu ekber' demem, benim için güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha sevgilidir." (Müslim, Zikir 10)

4-"Bir kimse günde yüz defa, 'Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdu, ve hüve alâ külli şey'in kadîr (Allah'tan başka ilâh yoktur. O'nun şerîki/ortağı yoktur; mülk O'nundur, hamd de O'na mahsustur. Hem O her şeye kaadirdir)' derse, o kimse için on köle (âzât etme) dengi sevap olur. Ve kendisine yüz hasene yazılır; yüz günahı da silinir. O gün, akşamlayıncaya kadar şeytandan muhâfaza olur. Onun yaptığından daha faziletli bir işi kimse yapamaz. Meğer ki, onun yaptığından fazla yapsın. Ve bir kimse günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihî (Allah'ı hamdiyle birlikte tenzih ederim)' derse; günahları denizin köpüğü kadar bile olsa sâkıt olur." (Müslim, Zikir, 28, hadis no: 2691)

5-"İki kelime vardır ki, dile hafif, mîzanda ağır, Allah'a makbuldürler. (Bunlar:) 'Sübhânallahi ve bihamdihî, sübhânallahi'l-azîm (Allah'ı hamdiyle birlikte tenzih ederim. Yüce Allah'ı tenzih ederim)' (kelimeleridir)." (Müslim, Zikir 31, hadis no: 2694)

6- "Sübhânallahi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllahu vallahu ekber (Allah'ı tenzih ederim, hamd Allah'a mahsustur ve Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah her şeyden büyüktür)' demem, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha makbuldür." (Müslim, Zikir 32, hadis no: 2695)

7- Mus'ab bin Sa'd (r.a.) anlatıyor: Bana babam rivâyet etti. (Dedi ki: 'Rasûlullah (s.a.s.)'ın yanındaydık. "Biriniz her gün bin sevap kazanmaktan âciz midir?" diye sordu: "Yüz kere tesbih eder (Sübhânallah der) ve kendisine bin sevap yazılır. Yahut üzerinden bin günah indirilir" buyurdu. (Müslim, Zikir 37, hadis no: 2698; Buhârî Deavât, Bed'ul-Halk; Tirmizî Deavât; İbn Mâce, Sevâbu't-Tesbîh)

8- Muhâcirlerin fakirleri Rasûlullah (s.a.s.)'a gelerek: 'Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve devamlı nimetleri alıp gittiler' demişlerdi. Rasûlullah (s.a.s.): "Neymiş o" diye sordu. Muhâcirler: '(Ne olacak,) Onlar da bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor; bizim tuttuğumuz gibi oruç tutuyor. (Ama,) Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz; onlar köle âzâd ediyor, biz edemiyoruz' dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.s.): "Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir; sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha fazîletli olamaz; meğer ki sizin yaptığınız gibi yapmış olsun!" buyurdu. Muhâcirler: 'Hay hay yâ Rasûlallah!' dediler. Rasûlullah: "Her namazdan sonra otuz üç kere tesbih (sübhânallah), tahmid (el-hamdu lillâh) ve tekbir (Allahu ekber zikri) edersiniz." Bunun üzerine fakir muhâcirler Rasûlullah (s.a.s.)'a dönerek: 'Mal, mülk sahibi din kardeşlerimiz bizim yaptığımızı işitmiş; bunun mislini onlar da yaptılar' dediler. Rasûlullah: "(Ne yapalım,) Bu, Allah'ın bir fazl u keremidir; onu dilediğine verir" buyurdu. (Müslim, Mesâcid, 142, hadis no: 595)

9- "Bir kimse her namazın sonunda Allah'a otuz üç defa tesbih, otuz üç defa hamd eder, otuz üç defa da tekbirde bulunursa, bunların toplamı doksan dokuz eder. Yüzün tamamında da: 'Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdu ve hüve alâ külli şey'in kadîr' derse, günahları denizin köpüğü kadar bile olsa (yine) affolunur." (Müslim, Mesâcid, 146, hadis no: 597)

10- "Bir kimse, on defa 'Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr (Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O'nun şerîki/ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd de O'na mahsustur. O her şeye kaadirdir)' derse, İsmâil oğullarından dört kişi âzâd etmiş gibi olur." (Müslim, Zikir 30, hadis no: 2693)

11- “Ebu’d-Derdâ (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.s.) bir gün sordu: “Size amellerinizin en hayırlısını, sizin derecenizi en çok artıracak, Melîkiniz nezdinde en temiz, sizin için altın ve gümüş bağışlamanızdan daha hayırlı, sizin için düşmanınızla karşılaşıp onların boyunlarını vurmanızdan, onlar da sizin boyunlarınızı vurmalarından da hayırlı amelinizi haber vereyim mi?” “Bu nedir ey Allah’ın Rasûlü?” dediler. “Allah’ı zikretmektir!” buyurdu. (İmam Mâlik, Muvattâ, Kur’an

24)
12- İmam Mâlik’e ulaştığına göre, Hz. İsa İbn Meryem (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın zikri dışında çok kelâm etmeyin, kalpleriniz katılaşır. Çünkü katı kalp Allah’tan uzaktır, fakat bunu bilemezsiniz. Kendiniz efendiler imişcesine insanların günahlarına bakmayın, bilâkis kullar olarak kendi günahlarınıza bakınız. Çünkü insanlar(ın bir kısmı), belâya mâruzdur. Bir kısmı da âfiyete mazhardır. Belâ (imtihan) sahiplerine merhamet edin. Mazhar olduğunuz âfiyete de hamd edin.” (İmam Mâlik, Muvattâ, Kelâm 8 (2, 986)

Namaz Vakitleri